YA VEDUD HAZRETLERİNİN TÜRBESİ

COK GÜZEL OKUYUN LÜTFEN..

TAHİR ÜNAL ANGÜN’den

Tarih : 06 AĞUSTOS 2017
Ya VEDUD Hazretleri HATIRAMA girmeden önce..
MANEVİ ELLER konusunda kısa bilgi vermek istiyorum.
Olayın olduğu sene : 1991 senesi
Önce MÜSAADENİZLE ..
MANEVİ ELLER olayına değineyim.
ADIM : Tahir ÜNAL ANGÜN .
Tekirdağ ( SARAY ) 1948 doğumluyum..
Makina Yüksek Mühendisiyim .
Vücudumuz.. MADDE beden.
Ruhumuz … MANA ( MANEVİ ) beden..
Rahmetli ANNEM bana 1967 senesinde “MANEVİ ELLERDEN “ bahsetti…
Kendisi Hakikaten ..Çok ihlaslı.. İnançlı ..Muhteşem haller yaşayan NURLU bir kadın idi.
Hayalimizde .. Gözlerimizi kapayarak ELLERİMİZ ile bir şeyi kaldırdığımızı.. Aldığımızı.. düşünebiliriz. ..Pek çok şeyler hayal edebiliriz..Birde İhlas ve İnanç olmalı .. Temiz düşünce şart….Taa içinin içinden yapacaksın diye söylerdi….
Bu hususta kendi manevi ellerim ile vücudumda bazı CİLT rahatsızlıklarımın geçtiğini birebir yaşadım….MANEVİ ELLER konusu çok hoşuma gitti..
Uygulamalarda aklıma geldikçe ..
İhtiyacım olduğunda istifade ettim ve ediyorum..
Sene : 1988 Okuduğum..UHREVİ MENKİBELER kitabında ..
“ Kitapta yazılanlara göre aktarıyorum.. “
YA VEDUD isminde bir Zat konu edilmiş idi…
OSMANLI ordusu Eski ismi ile.. ( Konstantınopolis ) ..( İstanbul ) u ele geçirmek için. Şimdiki TOPKAPI SURLARININ oraya geliyorlar..Atılan Top gülleleri .. Surlara çarpıyor fakat TESİR etmiyor. Surlar yıkılmıyor..GÜLLELER hiçbir işe yaramıyor..
FATİH SULTAN MEHMET bu olaya şaşırıyor.. AKŞEMSEDDİN Hz.’ne ..danışıyor.
“ HOCAM bu işte bir tuhaflık var.. TOP GÜLLELERİ surlara vuruyor ama.. tesir etmiyor deyince “.
Hocası “ AKŞEMSEDDİN Hz’ de .. Evladım..SURLARIN arkasında .. ALLAH’IN sevdiği kullarından bir zat var…ADI “YA VEDUD “.Bu Zat .Görünmeyen MANEVİ elleri ile TOP Güllelerini tutuyor.. Tutarkende .. “ALLAH’ ım sen benim Rum’ cuklarımı koru diye dua ediyor . Senin İSTANBUL’U Fethetmen bu durumnda zor diyor…
Fatih Sultan Mehmet . “YA VEDUD “ ismindeki zatın Özelliğini soruyor.
AKŞEMSEDDİN .. “ Kendisi tek başına ÇOK BÜYÜK zikir ehli diyor “.
Bunun üzerine FATİH SULTAN MEHMET …
“HOCAM.. bizlerde ZİKİR HALKASI oluşturalım..YA VEDUD’ dun ZİKRİNİ bastıralım diyor.”
Ama .. yine olmuyor.. ZİKİR HALKASI yapmalarına ve DUA etmelerine rağmen .. Mümkün olmuyor…. Bunu üzerine .. Yine kitapta yazılana göre .. yazıyorum.. FATİH SULTAN MEHMET “ İki Rekat Namaz Kılıyor.. “ALLAH’ım Ya benim Canımı AL… Yada YA VEDUD kulunun “ diye dua ve niyazda bulunuyor.. “AKŞEMSEDDİN Hz ..Sultan MEHMET’e.. Bekleyelim KIRK güne kadar ..YA VEDUD ya bize katılır ..yada Ruhunu hakka teslim eder. Diyor….
KIRKINCI gün doluyor… AKŞEMSEDDİN Hz … SULTAN MEHMET’e .. oğlum.. “YA VEDUD Ruhunu Hakka teslim etti.. SEN İSTANBUL’U fethedebilirsin .diyor.
Tarih : 29 Mayıs 1453 Günlerden CUMA ..
O gün atılan gülleler ..SURLARI DEVİRİYOR.. İSTANBUL FETHEDİLİYOR….
Yine kitapta yazılana göre AYASOFYA kilisesinde CUMA NAMAZI kılınıyor..
Namaz bitip dışarıya çıkınca .. bakıyorlar ki.. Bahçede bir tabut var.. MÜSLÜMAN TABUTU . .. AKŞEMSEDDİN Hz ..SULTAN FATİH’e .. YA VEDUD’un tabutu olduğunu söylüyor..
Cenaze namazı kılınıyor.
Cemaat tabutu almaya teşebbüs ediyor. Ama mümkün olmuyor.. İşte burada enteresanlıklar başlıyor.. Tabut görünmeyen eller tarafından kaldırılıyor. Yine görünmeyen eller tarafından taşınarak.. şimdiki SİRKECİ sahiline getiriliyor.…Görünmeyen eller tarafından bir kayığa konuluyor. Kayığın kürekleri yine görünmeyen eller tarafından çekiliyor.. ve YA VEDUD isimli.. ZAT .. Görünmeyen Eller tarafından defnediliyor….
MENKİBELER kitabında yazılı olanları sizler ile paylaştım…
İşte ben bu menkibeyi okuyunca OLTAYA takılmış BALIK gibi oldum..Bu GÖRÜNMEYEN ELLER iyice kafama takıldı.
YA VEDUD Kabrini Arayayım Dedim..Ve aramaya başladım..
FAKAT Hiçbir kitapta .. Adres bulamadık. Çok araştırdık. .. Sahaflarda bile aradık.
İstanbul’ daki Türbelerin isimleri arasında da bulamadık..Belkide yazılması unutulmuş olabilr idi.
Bu senelerde BEN İZMİT ‘te kendi işimde çalışıyor idim. Evimde İZMİT ‘te idi..
Düşündüm ki.. SİRKECİDEN kalkan kayık önce KARAKÖY tarafına gidebilir . Veya KADIKÖY tarafına gider ..
Tam 3 sene boyunca KARAKÖY’ den.. SARIYER TELLİ BABAYA kadar dolaştım..
ANADOLU yakası sahillerini taradım ama yerini bulamadım..
Ama kayık sahilde duruyor diye yazıldığı için bende sahile yakın yerleri taradım..
Artık nerede ise pes ettim…derken ..3 sene sonra ….
BİR GÜN Tekrar İSTANBUL’ a gidip aramaya devam etmek istedim..
SENE : 26 HAZİRAN 1991 Günlerden : ÇARŞAMBA …
İşyerimde ; USTA kadrosunda çalışan .saf ve temiz kalpli HASAN SOĞUKPINAR ismindeki kardeşime. “HASAN haydi İSTANBUL’ a gidiyoruz ! “..dedim .. Oda TAKIM ÇANTASINI alayım mı dedi. ? Hayır alma “ YA VEDUD HZ’ni aramaya gideceğiz dedim.”
ÜNAL BEY… 3 sene aradın.. Bulamadın KAFAYIMI YEDİN ! deyince ..
Haydi atla arabaya bin ‘….fazla konuşma gidiyoruz dedim..
“İZMİT İÇİNDEN “ Taa .. İSTANBUL ALİ SAMİ YEN STADININ yanına kadar hiç aralıksız.. Ezberimden YASİNİ ŞERİF okudum..AMA nerede ise BALON gibi şiştim.. ARABAMIN camını açarak camdan dışarıya öyle bir bağırdım ki.. GÖREN DELİ diyebilir.. Araba gürültüsünden duyan yok tabiî ki.. Zaten buraya niçin geldiğimi , nereye gideceğimi dahi bilmiyordum ki… Sadece direksiyonu sallıyordum..
ARABANIN CAMINI AÇARAK …ŞÖYLE BAĞIRDIM..
“YA VEDUD HAZRETLERİİİİİİİİİİİİ …
SENİN İSMİNİ KİTAPLARDAN ÖĞRENDİM…
3 SENEDİR SENİ ARIYORUM…
BEN EVLİYA FİLAN DEĞİLİM SENİ BULAMADIM…
EĞER SEN GERÇEK EVLİYA İSEN…
GELDE BU SEFER ….SEN BENİ BUL .. ! “
BENİ BULURSAN ……….SEN GERÇEK EVLİYALARDANSIN …
YOKSA DEĞİLSİN ! .
,Diye avazım çıktığınca bağırdım …
Gerçekten 3 sene yorulmuş idim…
Vallahi nereye gittiğimizide bilmiyordum ki..! .. DOLAŞ ALLAH ! … DOLAŞ ..
Karaköyden SARIYERE kadar dolaştım.. YOK.YOK.YOK.
Anadolu yakası sahilinden KARADENİZ sahiline kadar dolaştım. YOK.YOK.YOK.
“HASAN bu sefer HALİÇ köprüsünün oradan…sirkeci TARAFINA SAPALIM….
Ben bu işlerden anlamam .ama “ YAVEDUD gerçekten böyle bir zat ise …
Gelip BİZİ bulsun..
Kimin kim olduğu..Belli değil..Kimisi sahte .. kimisi yanlış vs.. vs. dedim..” Artık bu sefer son .. Vallahi Yoruldum artık dedim …
Zaten camdan dışarı AVAZIM ÇIKTIĞINCA bağırdığım için ..
Rahatlamıştım. Ayrıca KENDİMİ Sönmüş balon gibi RAHAT hissettim.
OFF BE ! .. İçim boşaldı dedim…
Arabayı sürmeye devam ettim.. Zaten nereye değil meçhule direksiyon sallıyor idim ki…Haliç köprüsünün altından SİRKECİ tarafına doğru dönünce . Tam köprünün altında o zamana kadar dikkatimi çekmeyen çok eski bir mescid gördüm..
Dışı oldukça yıpranmış.. Boyaları hayli dökük idi.. ( İleride yazacağım.. Bu mescid senelerdir. Sadece CUMA NAMAZI için açılıyor imiş. Hafta içi namaz ibadetine açık değilmiş. Zaten mescidin içide oldukça bakımsız idi. ).. Bu mescid çok ilgimi çekti.. çünkü Bende Büyük Bir Elektriklenme Oldu…
“HASAN . Burası benim ilgimi çekti..Burasının YA VEDUD ile ilgisi var gibi geliyor ..
Bende bir elektriklenme oldu dedim…..EVET EVET
Çünkü Maalesef Değerli kişilere. değer vermeyiz…Benim düşüncem bu dedim.
O sırada Minareden SİYAH cübbeli bir kişi EZAN okuyor idi.
HASAN ben İKİNDİ namazına gireyim. Namaz abdestim var dedim.
HASAN Kardeşimde BENDE ABDEST alıp gelirim dedi..
Arabamı park ettim. Ancak mescidin kapısını bulamadım..
Mescidin kapısını bulmakta zorlandım. Şimdi asfalt yol çalışmaları yapılmış seviye yükselmiş tam trafik yolunun kenarında kapı gördüm..
Şimdi 30 ila 40 santim kadar kapı üstü görülüyor.. İşte bu kapıdan girdim..Ama içeride.. Çimento ,kireç torbaları.. Kürek.. Mala. .. İnşaat malzemeleri..Devrilmiş.. Kırık sandalyeler , Rahleler dolu..idi..Buraya cemaatin gelmesi mümkün değil idi. ..
Ama bir kişi EZAN okumuş idi.. Muhakkak bir yol olacak dedim..
Baktım Yukarı doğru ahşap dönerli bir merdiven var. Basamaklardan çıktım ama gıcırdıyor.
İçeriye en nihayet girdim …
İçeride sadece MİHRAPTA ezan okuyan SİYAH CÜBBELİ kişi var idi. Tam arkasına geldim.
Bekliyorum. Gelirken yer döşeme ahşaplarıda çok gıcırdamış idi. Hoca sağına soluna namaz selamı verdi.
Hocam dedim.. SÜNNET Mİ ? FARZ MI ?
HOCA ….Bana KAMET getir dedi.
KAMET okudum… Demek ki.. SÜNNETİ kılmış Bende farza YETİŞMİŞ İDİM..
İkindi namazının Üçüncü rekatına kalktık..HASAN Kardeş koşarak geldi..
Tabii döşemeler yine gıcırdayarak ötüyor..
Namaz bitti..tesbihlerimizi çektik.
AYAĞA kalktık.. VEDALAŞACAĞIZ.
HOCA “ Bazı şeyler soracağım. Bekleyin SİZLERİ SALMAYACAĞIM “ dedi.
Buyrun HOCAM sorun dedim.
Nereden geliyorsunuz .. ? …dedi. İZMİT ‘ten dedim.
Ne maksat ile geldiniz ? ……..dedi. Geziyoruz dedim..
Tamam ama gezmekteki ESAS AMACINIZ nedir ? ….dedi…..
HOCAM açıkçası söyleyeyim..
Bu mescid .. Ruhen ilgimi çekti..
BEN YA VEDUD Hazretlerinin KABRİNİ arıyorum deyince…
İŞTE O ANDA OLANLAR OLDU…
Hocanın Rengi değişti.. Titremeye başladı.. ..Gözleri yaşardı.. Bizlere sarıldı…
Ağlıyarak…
Bizi mescidin camına götürdü. Ve eli ile KÖPRÜ altında bir kabri titrek elleri ile göstererek..
ARADIĞINIZ “YA VEDUD Hazretlerinin KABRİ orada deyince.
Bu sefer Bizlerde ağlamaya ..titremeye başladık.. Tüylerimiz diken diken oldu …
Müthiş BİR OLAY İDİ..
HOCA “ Şimdi sizler beni iyi dinleyiniz ! “.. dedi..
“Ben bu mescidin 20 yıllık Hocasıyım.. Burası sadece CUMA günleri CUMA NAMAZI için açılır . Diğer günler kapalıdır. Zaten tamir ettirmeye çalışıyorum.. Şu anda kullanılmıyor bile Evimde buradan 4 kilometre ötede UNKAPANI köprüsüne yakın oturuyorum.. Öğlende KIZLARA kuran dersi verdim.. Yemeğimi yedim..Uyudum… UYKUMDA 20 senedir ilk defa . “YA VEDUD Hazretlerini gördüm. Beni uyandırdı.. HOCAM acele et… KALK ! …Hemen Taksiye bin MESCİDİ aç… İKİ MİSAFİRİM geliyor. Onları BÜTÜN gün ağırlayacaksın “diye talimat verdi. Dedi….
Büyük bir heyecan ile ve titreyerek , korkarak . Büyük bir Heyecan ile Taksiye bindim..Acele ile mescide geldim..20 senedir ilk defa CUMA günü haricinde burasını açtım Bu günde günlerden ÇARŞAMBA idi. . Mescidi açtım ama Mescid te.. Kimse yok idi.. Ezanı MUHAMMEDİYİ okudum.Mescide indim. Kimse yok idi.
Namaza durdum.
MESCİDTE Tek başıma namaz kılıyorum diye irkildim….
Namaz kılarken bir kişilik ayak sesi duydum irkildim ..Ama ikinci kişininde ayak seslerini duyunca VALLAHİ öyle heyecanlandım ki. korkudan öleceğim. zannettim..Kalbim heyecandan ve korkudan yerinden fırlayacak gibi oldu… Çünkü önüme bakıyorum.. Arkamda iki kişiye ait ayak sesleri duyuyorum..
Sizlerin …Sayenizde YA VEDUD Hazretlerini 20 SENE sonra görmek bana nasib oldu ÇOK MUTLUYUM …ALLAH SİZLERDEN RAZI OLSUN …dedi….
Mescidin altında KIRIK dökük rahleler var idi. Onların ne olduğunu sordum.
Mescidin alt tarafında Gençlere kuran okumasını öğretiyormuş..Tamir olduğundan Evinde vermeye başlamış.
Söylemesi ayıp olmasın..
YA VEDUD Hazretlerinin..Kabrinin olduğu yer çok çok berbat BİR HALDE idi.. Adeta Çöplük gibi idi. Türbenin camları kırık idi. Etrafı çamur deryası idi. Velhasıl mezbelelik idi..
Her taraf çöp deryası idi.
Ben düşüncemde haklı çıktım.. ŞÖYLEKİ….
Maalesef Hakiki kişilere kıymet vermiyoruz.Ve onları tanıyamıyoruz.
Kimin hakiki ERENLERDEN olduğunu .. Kimin Hakiki olmadığınıda bilemiyoruz …
Bu da Bir imtihan kapısı ….
İyi kişileri tanıyamadığımızdan.. Dünyevi yaşantımızda istifade edemiyoruz..
İZMİTTEN… Rahmetli kayınpederimi ve işçilerimden birkaçını da alarak
Karaköy’dende boya satın alarak Mescidi elimizden geldiğince boyadık. Tamir ettik..
Ya VEDUD Hazretlerinin türbesini etrafınıda temizledik. Mescid toparlandı.. İlerleyen zamanda MAHMUT HOCA buraları toparladı..
Ben de İZMİT’ TEN çok kereler.. BÖREK vs. alıp sabah namazına geldim.
Genç yavrularımız ile beraber yemek yeyip vakit geçirdik..
Evvelce Buraya pek uğrayan yok idi…Bakımsız idi…
Mescidin hocası VANLI MAHMUT HOCA idi..
MAHMUT HIOCA .. Yaşadığı bu bu olayı etrafına anlata anlata İlgilenenler oldu.. Sağolsunlar….
Şimdi ÇOK ŞÜKÜR PIRIL PIRIL.. ve ZİYARET EDENLER BOL
MAHMUT HOCA … Bizi Etrafı ile tanıştırmak istedi. Kabul etmedik..
Kibire kapılmayalım…
Seninle tanışmamız yeterli dedim..AMA …
Aklım burada kaldı.. Ben uzakta idim.. Buraya bakmaya imkanım MESAFE ve ZAMAN olarak vaktim maalesef olamıyor idi…
Çok üzülüyor idim..
Allah’a ÇOK ŞÜKÜR Kİ.. 3 sene sonra .
MANA ALEMİNDEN görevli olarak ..
FARUK KİMSESİZGİL BEY Kardeşim. Bu işe gönülden sarıldı.
Onun sayesinde buraları güllük. Gülistanlık oldu..
Tam 24 senedir burada kendini görevlendirdi..Hayatını buraya adadı..
Sizler Enteresan gelecek bir şey söyleyeyim.
İkimizde TEKİRDAĞLIYIZ.
İkimizde Borucuyuz. ( Faruk Bey bu işin işçiliğini –Montajını yapıyor. ) Bende Mühendis olarak Boru sistemleri tasarlıyorum. Bir lakabımda eskiden BORU ÜNAL İDİ..
Gönüllerden :Gönüllere akış sağlıyoruz..
Bu yazımı okuyan herkeze gönül dolusu Sevgiler.
NURLU MUHAMMEDİ Muhabbetler..
Hasıl olsun …AMİN…!
ALLAH AŞKI…
PEYGAMBER SEVGİSİ ..
EHLİBEYT MUHABBETİ OLAN …
NURLU GÖNÜLLERE
SONSUZLUK YILDIZI
GEZEGENLERE
SAYGILARIMLA
GÖREN .. GÖRÜR..
BİLEN .. BİLİR..
GÖRMEYENE .. BİLMEYENE ..
YÜREKTEN İSTER İSE..
GÖRDÜRÜLÜR
VE …
BİLDİRİLİR……
TAHİR ÜNAL ANGÜN
MAKİNA YÜKSEK MÜHENDİSİ

HİCRİ ZİLKADE AYİNİN FAZİLETİ

Zilkade ayına girmiş bulunmaktayız mübarek olsun.

Zilka’de ayı Şevval ayından sonra gelen hicri aylardan 11. aydır.

Eşhürü’l-Hurum (Saygılı, hürmetli aylar)’yani Haram Aylarında birincisidir.
Bu aylar üçü peş peşe biri ayrı olmak üzere dört tanedir:
1- Zülka’de, 2-Zülhicce, 3- Muharrem, 4- Receb

Hazreti İbrahim (aleyhisselam) ve İsmail (aleyhisselam) devrinden beri bu dört ay hürmetli aylar olarak anılagelmiştir. Bu aylar her türlü kötülüğün, saldırının, zulmün, kıtâlin yasaklandığı aylardır.
Nitekim Allah (celle celaluhu) Bakara sûresinin 217 âyetinde

Bismillahirrahmanirrahim“
Sana haram ayı ve bu ayda savaşmanın hükmünü sorarlar.
De ki: “O ayda savaşmak büyük bir günahtır. Fakat insanları Allah yolundan engellemek, Allah’ı inkâr etmek, Mescid-i Haram’ı ziyareti yasaklamak, o mescidin cemaatini yani Müslümanları oradan çıkarmak ise, Allah nazarında daha büyük günahtır. Dinden döndürmek için işkence, öldürmekten beterdir. Kâfirler, ellerinden gelse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaktan geri durmazlar. Sizden her kim dininden döner ve kâfirlikte devam ederek ölürse, işte onların dünyada da, âhirette de yaptıkları boşa gider. Bunlar cehennemlik olup orada ebedî kalacaklardır.” diye buyurmuştur.

“Haram Aylardan (Muharrem, Zilkade, Zilhicce, Recep’den) üç gün oruç tutana, Allahü Teala dokuz yüz senelik oruç sevabı yazar”

(Hadis-i Şerif,İhyau Ulumi’d-din)
(Riyâzü’s-salihîn,II,507)

Gecesini ibadetle geçirmek gündüzünü de oruçlu geçirmenin çokça sevabı vardır.

İmam Rıza (aleyhisselam)’dan nakledilen rivayette:
“Bu gece Hazreti.İbrahim ve Hazreti.İsa (aleyhisselam)’lar dünyaya geldi ve Dahvul arzdır.
Gecesinin ibadetinin çokça sevabı ve gündüzünün orucun 60 ay oruç tutmak kadar sevabı vardır.”

Yılın dört gününden biridir ki; orucu bütün diğer günlerden fazileti fazladır Yine rivayette orucunun 70 yıllık oruç sevabına eş değer olduğu ve bir başkasında ise 70 yılık keffare olduğu beyan buyrulmuştur.

İnşaallah en güzel en bereketli bir sekilde bu kıymetli aydan istifade edenler den oluruz.

Sevgiler selamlar..💞💞💞

36 NASİHAT

🌸🌸🌸ÇOK ÖNEMLİ BILGİLER OKUMADAN GECMEYİN İNŞAALLAH🌸🌸🌸🌸🌸

Bir anlik tefekkür kac yil ibadet etmekden efdaldir……Hadi yavaş yavaş ….düşüne düşüne….içimize sindire sindire….tek tek okuyalım

🤲🏻RABBİM sabırla okuyup uygulamayı herkese nasip etsin İNŞAALLAH.

36 Nasihatle Mutlu Yaşam🌸

“`1)🌸GÜNE SABAH NAMAZI ve sabah zikirleri ile başla. ALLAH’A tevekkül et ki kalb ferahlığı, kolaylık ve kurtuluş seni alsın.

2)🌸İSTİĞFARA devam et. Çünkü o bütün günahları siler ve rızkı getirir.

3)🌸DUAYI kesme, çünkü o kurtuluş ipidir.

4)🌸Unutma! Konuşmalarını melekler kaydediyor.

5)🌸Her ne kadar fırtınanın merkezinde bile olsan, bunu hayra yormaya devam et.

6)🌸Parmakların güzelliği tesbihleri saymakladır.

7)🌸Dertler sana yöneldiğinde, kederlerin çoğaldığında ‘LÂ İLAHE İLLALLAH de!

8-🌸Mal ile fakirin duasını, miskinin de sevgisini satın al

9)🌸Huşu ve korku dolu bir secde altın kaplı yerden daha faziletlidir.

10)🌸Kelimeyi konuşmadan önce düşün! Çünkü bazı kelimeler katildir.

11)🌸Mazlumun davetine, mahrumun da göz yaşına dikkat et.

12)🌸Kitapları, gazeteleri ve dergileri okumadan önce KUR’ANI oku!

13)🌸Ailenin istikamet üzere olmasına sebep ol.

14)🌸İbadet için nefsinle cihad (mücadele) et. Muhakkak ki nefis kötülüğü emreder.

15)🌸ANNE BABANIN DUASINI al.Rızaya ulaşırsın.

16)🌸Senin eski elbiselerin fakirin katında yenidir.

17)🌸Kızma, nefret etme. ALLAH’IN ulaşmanı emrettiği şeyi kesme. Hayat düşündüğünden daha kısa.

18)🌸Güçlülerin en güçlüsü ve zenginlerin en zengini seninledir. O muhakkak ki ALLAH C.C’DUR. Güven ve müjdele!

19)🌸Cevap kapısını (DUA) günahla kapatma!

20)🌸SABIR ve NAMAZ: dertlere, musibetlere ve sorumluluklarına yardım edenlerin en hayırlısıdır.

21)🌸Su-i zandan (kötü sanma) kaçın ki rahat edesin huzur bulasın.

22)🌸Bütün dertlerin sebebi ALLAH’TAN yüz çevirmektendir. O’na yönel!

23)🌸Senle beraber kabre girecek bir NAMAZ kıl!

24)🌸Birinin gıybet ettiğini duyarsan ona ALLAH’TAN korkmasını söyle!

25)🌸MÜLK süresini okumaya devam etmen seni kurtarır.

26)🌸Mahrum o dur ki, korku ve gözü yaşlı NAMAZ kılmaktan mahrum olandır.

27)🌸Günahtan cahil olan insanların peşinden gitme!

28)🌸Muhabbetin ALLAH ve RASULÜ’NE olsun. İnsanlara güzel ahlak ile muamele et

29)🌸Seni gıybet edenlere musamaha göster. Muhakkak o seni güzelliğe ulaştırmıştır.

30)🌸NAMAZ, zikir ve KURAN tilaveti senin yüzünde nur, kalbinde inşirah ve amellerine muvaffak olmanı sağlar.

31)🌸Kim ateşin hararetini hatırlarsa, günahların sebeplerine de sabr eder.

32)🌸Gece sürekli değildir. Dertler geçer. Sıkıntılar bir çıkışa, zorluklar rahatlığa çevrilir.

33)🌸Dağ gibi sorumlulukların varken; o şeyle dedi bu böyle demiş gibi şeylerle uğraşma!

34)🌸HUŞU İLE NAMAZ kıl seni bekleyen işin NAMAZDAN önemli değildir.

35)🌸Mushafı baş üstünde tut. Bir tek ayet okuman dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.

36)🌸Hayat güzeldir, ondan daha güzeli senin iman üzere olmandır.
🌸🌸🌸
ÖLEN KİŞİ NEDEN SADAKA İÇİN GERİ DÖNDÜRÜLMEYİ İSTER . AYETİ KERİMEDE BUYRULDUĞU GİBİ ‘RABBİM, BENİ YAKIN BİR SÜREYE KADAR ERTELESEYDİN DE SADAKA VERİP İYİLERDEN OLSAYDIM. ÖLÜ: ‘BEN ÜMRE YAPAYIM, NAMAZ KILAYIM VEYA ORUÇ TUTAYIM DEMEDİ DE NEDEN SADAKA İÇİN İZİN İSTEDİ.
🌸🌸🌸
İLİM EHLİ BU DURUMU ŞÖYLE İZAH ETMİŞTİR : ÖLÜ KİMSENİN SADAKA İÇİN İZİN İSTEMESİ ÖLDÜKTEN SONRA SADAKANIN NE DERECE MÜHİM OLDUĞUNU GÖRMESİNDEN DOLAYIDIR… SADAKAYI ÇOĞALTAN BİR KİMSE KIYAMETTE SADAKASININ GÖLGESİNDE GÖLGELENİR. (GÜNÜN DEHŞETİNDEN ONU KORUR)“`

🌸Şu an yapacağın en mühim sadaka bu yazıyı sadaka niyetiyle tanıdıklarına yaymandır. Çünkü kim burdaki bir madde ile AMEL ederse ve insanlara nasihat ederse seninde bu hayırdan muhakkak payın vardır İNŞAALLAH.
🌸SELAM VE HÜRMETLE🌸

ÖLÜM

BİR GÜN ÖĞRENCİLERİ İMAM’I GAZÂLİ HAZRETLERİNE:

  • “Hocam! Ölüm nedir? Bize özel olarak anlatır mısın?” demişler.
    Velâyet nûru ile ölümünün çok yakın olduğunu anlayan İmam’ı Gazâli Hazretleri “Men lem yezuk, lem ya’rif” yani:
  • “Tatmayan bilmez ki! Önce kendim tadayım, sonra size anlatırım” demiş.
    Öğrencileri:
  • “Aman hocam! Öldükten sonra sizinle nasıl bağlantı kurarız” dediklerinde gülümseyerek, yalnızca “İnşâAllah” diye cevap vermiş.
    Gerçekten aradan çok geçmeden İmam’ı Gazâli Hazretleri ölümü tatmış ve öldüğü gece öğrencilerinin rüyâlarına gelerek:
  • “Allah dostları sözünü tutar. İşte, bugün ölümü tattım ve sözümü tutmak için rüyânıza geldim” demiş. “Abdestimi tazeleyip, sabah namazını kıldıktan sonra, yalnızca odama çekildim ve ölüm meleğini beklemeğe başladım.
    Lâilahe illallah diye zikir ederken, bir anda odamı nur kapladı ve bütün hücrelerim nur oldu. Başımı kaldırıp yukarı baktım. O nur’un etkisi ile evimin tavanı cam gibi şeffaf olmuştu.
    Yattığım yerden yedi kat gökleri, melekleri, Cennet’i gördüm ve Cennet’teki bir melek bana, ya imam! İşte köşklerin, işte makamın diye Cennet’teki yerimi gösterdi. Cennet’e bakarken, sevgili Rabbim’in İrci’ıy ilâ Rabbik (Rabbine dön) hitabını duydum. O anda ruhum Allah aşkı ile cezbeye gelip, beden kafesinden fırladı ve ben kendimi başka âlemlerde buldum.
    Tekrar dünyaya döndüğümde, evimin çevresinde aşırı bir kalabalık gördüm. Onlara, ne var? Ne oldu? Niçin toplandınız? diye ısrarla sorduğum halde hiçbiri ne yüzüme baktı ne de bana bir cevap verdi. İçeri girdim, hanımım ağlıyordu. Ona da aynı şeyleri sordum ama o da cevap vermeyince, az önce yatmakta olduğum odama girdim ve yerde yatan bedenimi görünce, hem öldüğümü, hem de insanların niçin benimle konuşmadığını anladım”.
    Bazı öğrencileri:
  • “Hocam, yerde yatan bedenimi görünce öldüğümü anladım diyorsun. Peki sen başka, bedenin başka bir şey mi?”
    İmam-ı Gazâli Hazretleri gülümseyerek:
  • “İnsanın aslı, özü, gerçek ve kalıcı kişiliği Ruh’tur. Ruhsuz beden, kesilen kol, bacak gibi cansız bilinçsiz et, kemik yığınıdır”.
    Yine bazı öğrencileri:
  • “Hocam, o daracık, karanlık kabirde Kıyâmete kadar nasıl yatacaksın?”
  • “Ah yavrum!” demiş. “Eğer kabirler dışarıdan göründüğü gibi dar, karanlık ve sıkıcı olsaydı, Allah dostları birer zindan mahkûmu gibi oraya atılır mıydı? Ana karnına göre dünya ne kadar geniş, güzel ve aydınlık ise, dünyaya göre kabirlerimiz de çok daha geniş, güzel ve aydınlık” demiş ve sonra:
  • “Yakınlarım beni kabrimde bekliyor” diye ayrılıp gitmiş.
    Allahü teala rahmet eylesin, bizleri de şefaatine nail eylesin inşaAllah.

SEYYÜ’S SEKATİ HAZRETLERİNDEN

Evliyâullâhın büyüklerinden olan Seriyyü’s-Sekatî (rah.) şöyle buyurdu:

• Ben, Allâhü Teâlâ’ya itaatın daha ucuz ve daha rahat olduğunu; Allâh’a isyanın ise hem pahalı ve hem de daha yorucu olduğunu görüyorum.

• Şunu iyi bil ki! Muhakkak marifet-i ilâhî, kalbe yerleşmek ister. Hayâ varsa yerleşir, yoksa kalpten çekilir.

Kim işini yarına bırakmayı âdet edinirse, kıyamet günü hüsran ve pişmanlığı artar.

Kendisine verilen nimetlerin kadir ve kıymetini bilmeyen kimseden, o nimetler hiç anlamadığı bir şekilde geri alınıverir.

• Kendisinde olmayan meziyetlerle insanların gözüne girmeye çalışan, onların gözünü boyayan kimse, Allâhü Teâlâ’nın rahmet nazarından düşer.

• Amellerin en güzeli şu beş şeydir: Günahlara pişman olup ağlamak, ayıp ve noksanlarını düzeltmek, gaybı bilen Allâhü Teâlâ’ya itaat etmek, kalplerden pası temizlemek, seni günaha sürükleyen şeylere âlet olmamaktır.

• “Kişi sıhhatte olduğu müddetçe (Allâhü Teâlâ’dan) korkması, ümidinden daha faziletlidir. Ölüm alâmetleri belirdiği zaman ise ümidi, korkusundan daha faziletlidir.” Kendisine “Bu nasıl olur efendim?” denildiğinde şöyle cevap verdi: “Zira kişi, Allâh’a karşı muhabbetinde samimi olursa, ölüm anında ümidi fazla ve Rabb’ine karşı zannı güzel olur. Sıhhatli iken Allâh’a karşı muhabbetinde samimi olmazsa, ölüm anında zannı kötü olur, ümidi de yüksek olmaz.”

• Benim âkıbetim falandan daha güzel, demeye cüret edebileceğim hiç kimseyi tanımıyorum.

• Ben, “Günahlarım sebebiyle yüzüm kararmış mıdır?” korkusuyla her gün iki defa aynaya bakarım.

• Sünnet-i seniyyeye uymakla beraber yapılan az amel, bidat ile yapılan çok amelden daha hayırlıdır. Takvâ ile işlenen amel(in sevabı) nasıl az olabilir ki?

HAZRETİ EBUBEKİR

HAZRET-HAZRET-İ EBÛBEKİR’İN FEDAKÂRLIĞI: Abdullah bin Zübeyr radıyallâhü anh anlattı: Ebûbekir radıyallâhü anh Hazretleri, Müslüman oldukları için müşrikler tarafından işkence edilen zayıf köleleri satın alıp, onları âzât ederdi. Babası ona, niçin sadece zayıfları satın alıp âzât ettiğini, güçlüleri âzât etmediğini sordu. Hz. Ebûbekr-i Sıddîk cevaben; “Allâhü Teâlâ Hazretleri de, ben zayıf kulunu cehennem ateşinden âzât etsin diye” buyurdular.

Ebûbekir radıyallâhü anh Hazretlerinin âzât ettiği kölelerden birisi de Hazret-i Bilâl’dir. İslâmiyet’i kabul ettiği için müşrikler tarafından birçok eziyetlere maruz kalan ve Ümeyye bin Halef’in kölesi bulunan Bilâl-i Habeşî radıyallâhü anh Hazretlerini bir miktar altın mukâbilinde satın alıp âzât etmişti.

Müşrikler, Hazret-i Sıddîk’ın bu âlicenaplığını (büyük cömertliğini) görünce “Bilâl’in ona bir iyiliği bulunmuş olmalıdır ki onu böyle satın alıp âzât etti.” demişler. Bunun üzerine Hak Sübhânehû ve Teâlâ Hazretleri, Leyl Sûresi’nin 17 ilâ 21. âyet-i kerîmelerini inzal buyurdu (meâlen):

“Hâlbuki çok müttakî olan (Allâh’a karşı gelmekten en çok sakınan), malını (Allah nezdinde sırf) temizlenmek için veren, ondan (cehennem ateşinden) uzaklaştırılacaktır. Ve onun (takvâ sahibi zâtın) yanında hiç kimsenin mükâfatı (karşılığı) verilecek bir nimeti yoktur. O ancak yüce Rabb’inin rızasını aramak için verir. Elbette yakında kendisi de hoşnut olacaktır.”

Hazret-i Sıddîk’ın sırf Allah rızası için bu fedakârlığını takdir etmek ve o müşriklerin iddiasını red için bu mübarek âyetler nazil olmuştur. Bütün müfessirler bu görüştedirler. Böyle olmakla beraber bu mübarek âyetlerin hükmü umumîdir, takvâ ile hakkıyla vasıflanmış cömert müminlerin, büyük mükâfatlara nail olacakları müjdelenmektedir. Hak Teâlâ Hazretleri, cümlemizi o pek mümtaz zatlara muhabbet ve bağlılıktan ayırmasın. Âmin.

/ FAZİLET TAKVİMİ 21 Şubat 2021, Pazar

3Aylar Hayırlara Vesile olsun inşaAllah

RECEB-İ ŞERÎF: (Yarın)
ALLÂHÜ TEÂLÂ’NIN AYI
“Eşhuru hurum” (haram aylar)dan olan Receb ayı, Şehrullah yani Allâhü Teâlâ’nın ayıdır. Bu aya oruçlu girmeli ve bu ayda çok ilticâ etmelidir.
Receb ayının
-birinci günü oruç tutanlara 3 senelik,
-ikinci günü oruç tutanlara 2 senelik,
-üçüncü günü oruç tutanlara ise 1 senelik nâfile oruç sevabı verilir.
Üç günden sonra her gününe birer ay, oruç sevabı verilir.
Bu ay, Cenâb-ı Hakk’a mahsus bir ay olduğu için Zât-ı İlâhî’yi bildiren İhlâs Sûresi’ni çok okumak lâzımdır.
Bilhassa bu aya hürmet olarak, günde 11 defa İhlâs-ı şerîf okumalı, tevhîd, istiğfâr ve salevât-ı şerîfeyi ihmâl etmemelidir.
Bu ayın birinci gecesi, bir tesbih namazı kılınmalıdır.
Receb-i şerîfin ilk on gününde bir defaya mahsus olmak üzere kılınan on rekât namaz da kılınabilir.
Receb ayında her gün, başında ve sonunda 7’şer Fâtiha-i şerîfe ile 100 İhlâs-ı şerîf okumak da çok sevaptır. Bu ayda, mümkün olduğu kadar Hatm-i Enbiyâ yapılmalı ve oruç tutulmalıdır.
Bu orucu 13, 14 ve 15’inci günlerinde tutanlar, Eyyâm-ı Bıyz’da oruç tutma sünnetini de yerine getirdiklerinden, nice hastalıklardan şifâ bulurlar.
Recep Ayınız Mübarek Olsun. DÜA ve ibadetlerimiz makbul Günahlarımız Affolsun Cümleten inşaallah