KALPTEN YAPILAN DUANIN GÜCÜ

İBRAHİM HAKKI ETHEM HAZRETLERININ BIR KISSASI

İbrahim Ethem Hazretleri, tâcı tahtı terk ediyor, Seneler sonra Kendi YAPTIRDIĞI camide yatsı Namazı kılıyor, Dışarıda kar var, hava çok soğuk, “Şurada kıvrılayım da sabah olunca giderim” diye düşünüyor, Caminin bekçisi geliyor…
Bekçi: “Ne yapıyorsun burada” diyor…
İ. Ethem: “Müsaade et şurada yatayım, Sabah Namazından sonra gideceğim” diyor,
Bekçi bacağından tutuyor onu ve “İBRAHİM ETHEM SENİN GİBİ ÇULSUZLAR İÇİN YAPTIRMADI BU CAMİYİ” diyor ve bacağından sürükleye sürükleye, kafasını merdivenlere vura vura atıyor onu dışarıya…
İbrahim Ethem “Ben bu camiyi yaptırdım” diyemiyor KİBİR olur diye, Çaresiz şehre gidiyor, Her taraf kapalı, sadece bir yer açık, bir ekmek fırını…. Kapıyı çalıyor ve sabaha kadar oturma müsaadesi istiyor, Orada çalışan işçi “Geç otur” diyor, Aradan bir-iki saat geçiyor, Sabah ezanı okunmaya başlıyor, Okunduktan sonra işçi dönüyor…
“Hoşgeldiniz nereden gelip nereye gidiyorsunuz isminiz ne?” diyor
İbrahim Ethem de
“Ben iki saattir burada oturuyorum şimdi mi geldi aklına sormak” diyor…
Fırıncı “Ben bu fırında işçiyim, İki çocuğum var, iki de yetime bakıyorum, Ben onlara şimdiye kadar HARAM LOKMA YEDİRMEDİM, Senin geldiğin vakit benim mesai saatim dahilindeydi, Ezan okundu mesaim bitti, Seninle istediğin kadar konuşabiliriz, şimdi KAZANCIMA HARAM karışmaz” diyor…
İbrahim Ethem “Sen ne güzel adammışsın, Sen ALLAH’tan bir şey isteyip de olmadığı vaki oldu mu..?” diye soruyor,
“Ben ALLAH’tan ne istediysem verdi, Fakat ALLAH’tan bir şey istedim, Onu bana vermedi, ALLAH’a yalvardım, bana İbrahim Ethem Hazretlerini göster diye, bana onu göstermedi” diyor…
“O ALLAH ÖYLE BİR ALLAH Kİ” diyor İbrahim Ethem Hazretleri “İBRAHİM ETHEM’İN BACAĞINDAN SÜRÜKLEYE SÜRÜKLEYE, KAFASINA VURA VURA GETİRİR SANA GÖSTERİR, SEN YETERKİ YÜREKTEN İSTE” diyor…
Sevenin sevdiginden istedigi tek şeydir DUA… Ayrı bedenleri bir muhabbette birleştirendir DUA…
Çaresizken sığındığımız tek limandır DUA…
Kulun RABBİY’le teke tek buluştuğu andır DUÂ…
“YOKSULUN EKMEK KAPISI, DERTLİNİN DERMAN KAPISIDIR DUA…”
RABBİM Fırıncının Duası gibi İHLASLA Dua yapabilmemizi nasibetsin, Dualarda buluşalım ve her şer HAYR olsun İNŞALLAH…

RABBİM şu kısa hayatımızda iyi insanlarla Olmayı nasip etsin. ( Âmin )

ANNESİNE EN ÇOK İYİLİK EDEN

ANNESİNE EN ÇOK İYİLİK EDEN

Hazret-i Âişe (r.anhâ) vâlidemiz, Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu nakletti:
“Cennete girdim, orada Kurân-ı Kerîm okuyan birini işittim. ‘Bu kimdir,’ diye sordum.
‘Hârise bin Numan’dır’ dediler.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):
‘İyilik, budur işte, iyilik böyle olur’ buyurdular.
Hârise hazretleri validesine bu ümmetin en çok iyilik edeni idi. Hazret-i Aişe (r.anhâ) buyurdu:
*“Resûlullâh Efendimizin a.s Ashâbından iki zât vardır ki onlar bu ümmetin içinde annesine en çok iyilik edenleridir.
Biri Osmân bin Affân ve diğeri Hârise bin Nu‘mân (r.anhümâ)dır.” 
(Üsdü’l- ğâbe)

Anne anne anne ve babaya iyi olanlar işte bu şeref ve müjdeye layıklar ve nailler..

GENEL DÜNYA GENERAL WORLD

İMÂM EBÛ YÛSUF’UN (RAH.) İLİM ÖĞRENME VE ÖĞRETME AŞKI:
Hanefî mezhebinin büyük âlimi “Ebû Yûsuf” künyesiyle meşhur olan Yakup bin İbrâhim el-Ensârî, H. 113 senesinde doğup H. 182 senesinde vefat etmiştir.

İmâm-ı Âzam Hazretlerinin talebesi olup onun ilmini ve mezhebini neşreden kişilerin en başında gelir. 17 sene onun meclisine devam etmiştir. Hastalığı hariç, bayram namazları dâhil bütün namazlarını İmâm-ı Âzam Hazretleriyle birlikte kılmıştır. Abbâsî halîfelerinden Mehdî, Hâdî ve Hârun Reşîd zamânında kâdîlık yaptı. İlk defa ‘kâdılkuzât’ diye isimlendirilen kişidir.

İmâm Ebû Yûsuf (rah.) şöyle anlattı: “Benim bir çocuğum vefat etmişti. Hocam Ebû Hanîfe’nin bir sözünü kaçırırım diye onun cenâzesine ve defnine gidemedim, bütün bu vazîfeleri dostlarıma ve akrabalarıma bıraktım. Çünkü bir şey kaçırsam onun pişmanlığı benden gitmezdi.”

İmâm Ebû Yûsuf Hazretleri, ölüm döşeğinde iken talebelerinden bazılarıyla fıkhî meseleler hakkında konuşuyordu. Sırf, ‘Onlara fazladan bir şeyler öğretebilir miyim?’ diye bir an bile olsa ilmî meseleleri konuşmaktan, anlatmaktan geri kalmazdı. Talebelerinden Kâdî İbrahim bin Cerrâh el-Kûfî anlatıyor:

“Vefât ettiği hastalığı sırasında İmâm Ebû Yûsuf Hazretlerini ziyârete gittim. Onu gördüğümde baygın bir hâlde idi. Kendine gelince, bana ‘Ey İbrahim! Hacda şeytan taşlamakla alâkalı şu mesele hakkında ne dersin?’ diye sordu. Hayret ederek ‘Bu hâlinizde bile mi ilim?’ dedim. Bana: ‘Bunda ne beis olabilir ki, belki bu söyleyeceklerimizle birisi kurtulur’ dedi.

Sonra bazı ilmî meseleleri müzakere edip onun yanından kalktım. Daha kapıya bile varmadan, onun için atılan çığlığı duydum. Bir de baktım ki ruhunu teslim etmiş. Hazret-i Allah ona rahmet etsin.”

EVRADİ ŞERİFİN FAZİLETİ

EVRAD-I ŞERİFELERİN FAZİLETİ HAKKINDA

Evrad-ı Şerifeler de Çarşamba ve pazartesi günleri Evrad-ı Bahaiye

Diğer günler Evrad-ı Fethiye okuyoruz.

Bu Evrâd-ı Şerîfeler Hz. Üstâzımız ‘dan bize verilen dualardan en büyükleri bu Evrâd-ı Şerîfelerdir.

*Muhterem Ağabeyimiz de “Kardeşlerimiz evrâd-ı şerîf programlarına katılsınlar, hiç değilse ayda bir bu programlara iştirak etsinler“ demiştir.
Bu Evrâd-ı Şerîfeleri okumak bize ne kazandırıyor?
Önce Evrâd-ı Bahâiye’den bahsetmek istiyorum.
Bu Evrad-ı yolumuza veren Şâh-ı Nakşibend-î Muhammed-i Bahauiddin Hazretleridir. *

“Menbaül Esrâr” adlı kitap var.
Bu kitapta verilen bilgiye göre, Şâh-ı Nakşibend-i Hazretlerinin kalbine Rasulullah (SAV)efendimiz defalarca okuyarak nakşetmişlerdir. Ve en son kendisine de okutmuştur. Bu esnada orada hazır bulunan zâtlardan birisi de İmam-ı Şâfi-î Hazretleridir.
*Peygamberimiz (S.A.V) Efendimiz İmâm-ı Şafi Hazretlerine hitaben der ki; “Beyt-i Mâmur da yazılı olan Evrad-ı Bahâiye’yi Şâh-ı Nakşibend-i Hazretlerinin kalbine verdim.
Her kim bu Evrad-ı Şerifeyi okur *(okuyan ile dinleyen aynıdır)* ezberler ve manasına vakıf olursa Beyt-i Mamur’u tavaf eden meleklerin sevabına nail olurlar.”
Beyt-i Mamur 7. Kat semadaki Kabe-i Muazzamadır. Ve bunun tavanında Evrâd-ı Bahâiye yazılıdır. Beyt-i Mâmur-u bir defa tavaf eden Melek’e bir daha kıyamet sabahına kadar sıra Gelmez .
Kim bu Evrâd-ı Şerife’yi ezberler ve manasına da vakıf olursa cennet ona vacip olur ve Beyt-i Mâmur-u tavaf eden Meleğin aldığı sevap ona da verilir Buyurmuşlar.*

Şeyh Süleyman bin Yahya Hazretlerinin başından geçen bir hadise var.

Bu zat Mekke-i Mükerreme’de zikir ve tesbih ile meşgul iken yanına vücudu mis gibi kokan bir zat gelir ve yanına oturur. Acaba bu zat kimdir diye merak eder ve sorar. Bu zat’ın Hızır (A.S) olduğunu öğrenince; “Bana bir dua öğret ki onu okuduğum zaman hem dünyam hem de ahretim mâmur olsun.” Der. Hızır (AS)’ da ; “Şah-ı Nakşibendi Hazretlerinin Evradını okuyun der ve ortadan kaybolur. Keşke kaybolmasaydı da okumanın faziletini sorsaydım diye içinden geçirir. Kendisine uyku hali gelince içerde uyumayı edebe aykırı bulup Kabe-i Muazzama’nın dışına çıkmış ve uykuya dalmış ve bir rüya görmüş. Rüyasında çok muazzam bir insan topluluğu akın akın Kâbe’ye geliyormuş. Merak edip sorduğunda bunların Peygamberler topluluğu olduğunu öğrenmiş. Harem-i Şerif’de toplantıları varmış. Harem-i Şerif’e kendisi de girmiş bakmış ki gurup gurup toplanmışlar ve sohbet ediyorlar. Bir gurubun konuştuklarına kulak misafiri olmuş. O peygamberler şöyle konuşuyorlarmış; Muhammed Bahâuddîn’in Evrâdı Şerifini okuyanların yada dinleyenlerin geçmiş günahları af olunur ve bu insanlar cennet’e hesapsız ve azapsız girerler.dediklerini işitmiş. Şöyle bir dua var

(Allahümme Diye başlar manası “inşallah hiç azap görmeyiz” dir.)

Bu dua edildiği için cennete hesapsız ve azapsız girerler. Allah(cc) okuyanlara gadap etmez. Çünkü bu duada var. Allah bir kere gadap etmeye görsün. Allah, tarihte gadap ettiği kullarının bir kısmına ebabil kuşları ile kimisini sivri sinekle yok etmiş bir kısmına rüzgar, sel ile gadap etmiş, kimine de zalim hükümdar vererek gadap etmiştir.

*Bu Duayı okuyan veya dinleyenlere Mükafat çok büyük, sol taraftaki günahları yazmakla vazifeli meleğin vazifesine son verilir. Bunu okumak ve dinlemek o kadar kolay değil. Bir kardeşimiz bunu okuyabiliyor yada dinleyebiliyorsa o kardeşimizi yüz bin kere tebrik ediyorum.
Sol tarafdaki meleğin artık yazmasına gerek yok deniyor. Saîd(cennet ehli) olanlar dinleyebilir, şakî(cehennem ehli) olanlar dinleyemez.
*Şeyh Süleyman Hazretleri Evrad-ı Şerif’den ne güzel bahseddiniz deyince;*
“Daha garip olanını anlatalım mı” diyorlar; Arş-ı Âlâda yetmiş bin kandil asılıdır.
Bu kandillerden bir tanesinde yerler, yedi kat sema, cennet, cehennem vardır.
Diğer kandillerde Allah-ü Teala’nın çeşit çeşit mahlukları var.
Bu âlemde canlı cansız ne kadar tesbih eden varsa hepsinin tesbihleri bu Evradın içinde vardır diyorlar.
Bunların hepsi rüya da oluyor.
Bu esnada birisi omuzuna dokunup uyandırıyor.
Bir bakıyorki Uyandıran Hızır Aleyhisselam; “Gördüklerine çok mu taaccup ettin?” diyor. “gördüklerinden daha acayip olanını söyleyeyim mi?”diyor. “İsm-i Âzâm duası da bunun içinde var.”diyor. İsm-i Âzâm duasını sadece Peygamberler ve çok az âlim biliyor.
Hızır a.s. bir hatırasını naklediyor:*

Okyanusların üzerinde başında yakuttan bir sanduka ile bir meleğin dolaştığını gördüm. Meleğe; “bu sanduka ne? İçinde kim var?” dedim. Melek dedi ki; “bu sanduka Cennetten getirildi.İçerisinde ise İsrailoğullarından bir zat var. Beşyüz sene karada ibadet yapıp ibadetin zevkine doyamayınca Allahü Tealaya dua etti, bana ömür versen, kuvvet versen de sana denizlerde de ibadet etsem. Allahü Teala duasını kabul etti. Beni vazifelendirdi. Okyanuslarda dolaştırıyorum.” Hızır a.s. “Kaç sene oldu?” Melek “700 sene” dedi. Hızır a.s. hayret ederek içinden şöyle geçirdi. “Ya Rabbi, 1200 seneden beri sana ibadet eden bu kulundan daha sevimlisi varmıdır?” Allahü Teala buyurdular ki; Ey kulum “Muhammet bahaüddin kulumun evrâdı bahâiyesini bir kere okuyan kulum o kulumdan daha sevimlidir.”

Hz.Üstazımızın bir hatırasını da anlatmak isterim;

Hz. Üstazımız İstanbul’a geldiğinde ulum-u âliye ve ulum-u êliye yi tahsil ediyor. 24 yaşında iken (1912) Balkan Harbi çıkıyor. Düşman Trakya’ya kadar geliyor. Trakya’daki insanlar İstanbul’a taşınıyor. Hz. Üstazımıza üstazı Salahuddîn ibni Mevlana sırâcuddîn Hz’leri tarafından talimat veriliyor.”Silivri’nin Bekirli köyüne git orada yedi defa Evrâd-ı Bahâiye’yi oku.”deniyor.

Kabakça köyüne kadar Tren ile gidiyor. Bekirli köyünde ablasının kocası var. Bekirli Silivri’ye bağlı bir köy. Üstazımız giderken ablası ve kocası ile karşılaşıyorlar. Üstazımıza geri dönmesi ni söylüyorlar. Ablasının kocası kendi atını Üstazımıza veriyor ve onlar İstanbul’a dönüyorlar. Üstazımız Bekirli köyüne varıp ablasının evine gidiyor. Evin bahçesinde incir ağacının altında evrâdı Bahaiye’yi okumaya başlıyor.
Üstazımız şöyle anlatmış; “Evrad-ı Şerife’yi okumaya başladığımda sadrımdan arı kovanından arıların çıkması gibi letaifimden arı gibi bir şeyler çıktığını gördüm. Evrad-ı Bahaiye’nin ruhanileri ile yer gök asker doldu. Düşman da bu başı sarıklılar nereden çıktı diye şaşırıp kaçmış. Böylece Trakya kurtulmuş. Hz. Üstazımız ; “Benden ilk zuhur eden keramet buydu.buyurmuşlar.

Hz. Üstazımızın Evrad-ı Bahaiye ile ilgili bir notu;

Önce bir Fatiha üç İhlas-ı Şerif okuyup ilgili yerlere haber veriyoruz. Daha okumaya başlamadan yetmiş bin ruhani orada hazır bulunurlarmış. Bu yetmiş bin ruhani kimlerdir bilmiyoruz. Peygamberler, evliyalar vs. Topçular’da Haz. Üstazımız Evrad-ı Bahaiye okumuş ve okuduktan sonra “Çivi Fabrikası sahibine” “Mehmet bugün burada yetmiş bin ruhani hazır bulundu. Hatta bunların içinde senin babanın ruhu da vardı.” Demiş. Kimlerin iştirak ettiklerini bilsek hiçbir zaman bu Evrad-ı Şerife programlarını kaçırmayız.

Birazda Evrad-ı Fethiyye’den bahsetmek isterim

Evrad-ı Fethiyye ile alakalı da Şeyh Seyyid Ali Hamedani (seyyid:Hz. Hüseyin efendimizin neslinden gelen demektir.) var. Bu zat da Kâbe-i Muazzamanın karşısında zikir yaparken mana aleminde karşısına Peygamberimiz (S.A.V) zuhur ediyor. Elinde birkaç tane evrâdlar var ve içinden birisini seçip şu Evrad-ı Fethiyye’yi al diyor. Yani bunu da bütün tasarrufu ile beraber Peygamberimiz veriyor.

Bu evrâdı Fethiye’nin esrârı ve fazileti ile ilgili birkaç şey söylemek istiyorum.

Silsile-i Sadatımızdan Yusufu Hamedâni hazretleri hacca gidiyor. Tavaf yapılırken yapılan dualar var. Hacer’ül Es-âd’ın olduğu köşe ve bunun hemen yanında Kâbe’nin kapısı var. İkisinin arasındaki köşe’nin adı mültezem. bu ismi almasının nedeni de Peygamberimiz buraya göğsünü dayayarak dua eder ve göz yaşı dökermiş.
Burada yapılan duaya red yok buyurmuşlar. Yusuf Hamedani Hazretleri burada bir dua okumuş. Bir sene sonra yine hacca gitmiş ve aynı duayı aynı yerde okumaya başlayınca Kâbe-i Muazzamanın içinden bir ses işitmiş. “Senin geçen sene burada okuduğun duanın sevabını Melaike-i Kiram yaza yaza henüz bitiremedi. Sen yine aynı duayı okumaya başladın.”demişler. bu dua şudur;
Allahümme lekel Hamdü hamden yüvafî niameke ve yükâfî mezîde keramike Ahmedüke bi cemî-i mehâmidike mâ alimtü minhe veme lem âlem……..Evrad-ı Şerife’nin birinci sayfasındaki duadır.

Evrad-ı Şerife programlarına katılan kardeşlerimiz bunun farkında bile değiller.

Hz. Üstazımızın evlatları bunu her gün her hafta okuyor. Devamlı okuyan bu insanların cennetteki yeri neresidir, ne kadar yüksektir acaba!

İmam-ı Azam rahmetullahi aleyh 55 defa hacca gidiyor. 54.defasında Huzuru Rasülüllaha harem mevkiinden içeriye girmiyor. Dualarını ve ibadetini yapıp geri dönermiş. Ravza-i Mutahharaya hangi yüzle , hangi amelimle Peygamberimizin yanına gideyim. Dermiş. 55. Haccında bir zat yanına gelip “ben Rasülüllah(S.A.V)’in hizmetkârı türbedarıyım. Bu gece rüyamda Rasulullah efendimiz teşrif ettiler. Uzaklardan bir zat geldi. Git ona selam söyle. Huzuruma kadar gelsinler. Buyurdu. Diyor. Sevinç göz yaşları ile gelip ziyaret ediyor.

En iyi kazanç Ravza-i Mutahhara da Rasulullah efendimizi selamlamaktır. Bizim bu mükafatı ibadetle almamız mümkün değil. Büyüklerin mükafatı da büyük olur. Rasulullah efendimizi selamlayıp mükafatı alıp Mekke’ye gidiyor. Tavaf yapıyor ve tavafın sonunda iki rek’at tavaf namazını Kabe-i Muazzamanın içinde ve her bir rek’atında Kur’anı Kerim’in yarısını okuyarak kılıyor. Ömründe yetmişbin defa hatim yapan bir zattır.Namazı bitirdikten sonra bir tesbihata başlıyor. Sübhanke mâ abedneke hakka ibadetike sübhaneke mâ arafneke hakka mârifetike ………diye.

Duanın sonunda bizzat Allah’ü Teala Hazretleri hitap ediyor. Ey kulum Numan bin Sabit. Sen bana hakkıyla ibadet ettin, hakkıyla şükrettin ben senden razıyım. Dua kapıları açık. Dile benden ne dilersen. Diyor. İmam-ı Azam Hazretleri; ”Bana öyle bir tesbih öğretiniz ki senin kullarından birisi bu duayı bir kere okuduğu zaman onun vücuduna cehennem haram olsun. Cennet de vacip olsun.”diyor. Ve bu dua Evrad-ı Fethiyye’nin birinci ellerimizi açarak amin dediğimiz kısım ile ikinci ellerimizi açıp amin dediğimiz kısmın arasında kalan bölümdeki duadır. “Subhanallahi ebediyyil ebed , Subhanallahil vâhidil ehad, Subhanallahil ferdis samed……” diye devam eden dua.

Evrad-ı Şerife programlarına katılanlar azap görmedikleri gibi kokusunu dahi işitmezler inşallah. Bu Evrad-ı Şerife’nin içinde öyle salavat-ı Şerifeler var ki tek tek anlatmak uzun olur.
Bu Evrad-ı Şerifeler de öyle salavat-ı Şerifeler var ki bir kere okusalar kıyamet sabahına kadar salavat-ı şerife okumuş gibi sevap alırlar. Her hafta okuyoruz. Cuma günleri okuyoruz. Selavati Şerifeler Essalatü vessalamü aleyke ya Rasulallah, essalatü vesselamü aleyke ya Habiballah diyerek Rasulullah efendimizi selamlıyoruz. Bir Fatiha ve üç İhlas-ı Şerif okuyup, kısa bir irtibatı yaptıkmı bizzat okuyan sâhibi zaman önümüzde biz de arkasından Rasulullah efendimizi selamlıyoruz. Vücutlarımız kilometrelerce uzakta ama Zamanın sahibi ile beraber Ravza-i Mutahhara da selamlıyoruz ve sonra bizim ayrı ayrı her birimizi efendimiz mükafatlandırıyor. Mesafe önemli değil. Mensubu bulunduğumuz davanın sahibi eliyle mükafatımızı alıyoruz.

Bir Hadis-i Kutsi de Allahü Teala Hazretleri ; “farzları yerine getirmekle kulum benim azabımdan kurtulur. Nafileler ile de bana yaklaştırılır.” Buyurmaktadır.Sahibi zamanın evlatları talebeleri Kur’an kerîm okuyor,rabıta yapıyor, Evrad-ı Şerifeleri dinliyor. Vazife taksimi yapılmış. Herkes vazifelerini yapıyor. Hz. Üstazımızın evlatları görünüşte basit gibi görünen bu vazifeleri yapmakla, bu programlara katılmakla Kuranı kerîm hizmetlerine iştirak etmiş oluyorlar.

Hızır Aleyhisselam ile Üstazımız zaman zaman buluşurlarmış. Yine buluşmuşlar ve bir ayeti kerimeyi mutâlaa ediyorlarmış. Bu ayeti kerimede Makam-ı Mahmud’dan bahsediyormuş. Hızır Aleyhisselam; Allahü Teala’dan üç şey istedim.

1-Ümmeti muhammedden olmak, 2-Temdid-i ömür : Ömrün uzaması ; Her yüz senede bir 18 yaşına geri dönermiş. Evlenirmiş, eşi ve çocukları olurmuş. Eşi Hızır aleyhisselam ile evlendiğini bilmezmiş. 3-Tay-i mekan; İstediği zaman istediği yerde olmak.

Bunların hepsini Allahü Teala bana verdi. Keşke bunları isteyeceğime tek bir şey isteseydim. Keşke Efendi Hazretleri (Hızır Aleyhisselam Üstazımıza Efendi Hazretleri diye hitap edermiş.) Sahibi zamana zât-ı âlinize evlat olmayı isteseydim. demiş. Çünkü bu üç şey senin evlatlarında var. Ve size evlat olanların makamı Makam-ı Mahmuddur Efendi Hazretleri .diyor.

Teheccüd vakitlerinde iltica edelim, yalvaralım, yakaralım. Ne olur Ya Rabbi; Bizleri kendine hakiki kul, Rasulullah efendimize hakiki ümmet, Hz. Üstazımıza hakiki evlat, Muhterem ağabeyimize hakiki kardeş, son nefesimize kadar ve son nefesimiz de dahil bizi kurânı kerîme hizmetten bu yoldan ayırma! .Diye dua edelim. Son nefesimiz dahil bu hakiki yoldan ayırma ya Rabbi diye dua edelim. Nefis taşıyoruz, bu nefis’den kurtulmanın yolu dua etmektir. Duyduklarımızdan istifade etmeyi ve bunlarla amel etmeyi nasip etsin. Amin!.

ALİ EROL ABİNİN NOTLARI

🌼 Ali Erol Ağabeyin notlarından🌼

● Hz. Üstâzımız : ‘‘Evlâdım! Duânın kabûlü için ramazanı beklersen bir sene var. Eğer cumayı beklersen bir hafta var. Fakat seher vakti her gece geliyor. Evlâdım! Seher vaktini kaçırmayın. Seher vaktini değerlendirin.’’ buyuruyor.
● Hayatın gayesi; Allah’a ibâdet, emirlerine itaat ve nimetlerine şükürle iki âlemde saadet bulmaktır.
● Dînî hükümler üç kısımdır: İlim, amel ve ihlâs. İmandan sonra kurtuluşa sebeb olan amel, halis niyetle kılınan ve her gün bin şehidin sevabı verilen beş vakit namazdır.
● Abdest’te başa kaplama mesh yapanın vücudunu Hakk Teâlâ cehenneme haram kılar ve yüz şehidin ecri verilir.
● Musîbet zamanında Sabah Namazı sünnetinin ikinci rekatında zammı suçûreden sonra kunut yapıp, “Ahzab duası” okunur.
● Sabah namazının sünneti ile farzı arasında okunacak duayı en az üç def’a okuyan, gafletten kurtulur ve bu dua onun imanla gitmesine sebeb olur.
● Yüz defa şu tesbihi okuyan da sonsuz mükâfata erer.
“Sübhanallâhi ve bihamdihi, sübhânallâhil azim, estağfirullâh-elazim ve etûbü ileyh.”
● Sabah namazını cemaatle kılmak bir sene nâfile namaz kılmaktan kat kat üstündür. Sabah namazını cemaatsız kılan kimsenin nefsi aslâ kemâl bulmaz…
● Rızıkların taksim ve berekâtın nüzûl zamanı olan sabah namazı vaktini uykuda geçirenlerin rızkı noksanlaşır. Günün eşref vakti o zamandır. Vücudun en ölgün zamanı olduğundan verem illetinin faaliyeti de o vakitte başlar.
● Sabah namazının farzından selam verince diz üstü 11 defa :
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâşerike leh. Lehül’mülkü velehülhamdü yuhyî ve yümîtü vehüve hayyün lâ yemûtü bi yedihil-hayr. Vehüve alâ külli şey’in kadir. ” tesbihini okuyanın, maddi mânevi derecesi yükselir ve o gün günah işlemekten korunur.
● Sabah namazından sonra Hüvallâhüllezi…. okuyana yetmişbin melek istiğfar ve dua eder. O gün vefat etse şehid olarak ölür. Akşam namazından sonra okuyanlar da aynı mükâfata mazhar olurlar.
● İkindi namazından sonra 70 defa istiğfar okuyanın 70 yıllık günahı affolunur.
● Yatsı namazından sonra Âmenerresûlü … okuyanın malı, cân-ı ve her şeyi gelecek yatsıya kadar himâye altına alınır ve ona bütün gece ibâdet etmiş sevabı verilir.
● Vitir namazında kunut dualarınından sonra salâtı münciye okuyanların namazları Mevlâya tereddütsüz arz edilir ve kabûle sebeb olur.
● Farzlardan sonra 70 istiğfar okumak gelen musibeti kaldırır, geleceğe mani olur ve rızık genişliğine sebebdir.
● Yine farzlardan sonra 7, 11 veya 41 defa salâtı nâriye okumak, Dünyevi işleri rast gider, maddi ve mânevi sıkıntı çekmez, rızkı bol olur ve huzurlu olur.
● Tesbihlerden önce Ayetülkürsi, ihlâs, felak ve nâs sûrelerini okuyanları Cenabı Hakk iç ve dış hastalıklardan ve belalardan muhafaza eder.
● Duha namazı kılanın günahları deniz köpüğü kadar olsa da affolunur. Dünya sıkıntısı çekmez. Bu namazın 100 sevabından 75’i dünyada verilir.
● Evvâbin namazı kılanın 50 yıllık günahı silinir ve ona bir sene nâfile namaz sevabı verilir.
● Teheccüt namazı kılanların duası makbul, derecesi yüksek olur, yüzleri nurlu olur.
● Evden çıkarken 11 defa “ Bismillahi tevekkeltü alallâhi lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm” der, 7 âyetülkürsi okur 6 tarafına ( Hû ) deyip, yedinciyi yutarsa, belâlardan emin olur. Bir fatiha üç ihlâs okuyup hediye ederek girerse mânevi sahibinden izin alınarak girmiş olur …?
● Eve girerken besmele çeken şeytanı eve sokmaz. Selam veren de bereketlere sebeb olur.
● Gemiye ve vâsıtaya binerken “ Bismillâhi mecreha ve mürsâha inne rabbî leğafûrur rahim ” ayetini okumak selâmet ve hasenâta vesiledir.
● Elbise giyerken besmele çekene, o elbise üzerinde olduğu müddetçe sevab yazılır.
● Elbiseyi çıkarırken besmele çeken ile süfliyat arasında perde hâsıl olur.
● Mevlâ, Kur’an-ı kerimi hatm eden için altmış bin melek halk eder, onlar kıyamete kadar o kişiye dua ederler.
● Akıllı kişi halının delik yerinde oturur…?
● Kardeş üzerine kâr gayesi gütmek mürüvvetten değildir.
Dört şey kişinin izzet ve şerefindendir.

  1. Bir mecliste oturacak yer olduğu halde, babası geldiği zaman yerini ona vermesi,
  2. Gelen müsafire hürmet ve ikramda bulunması,
  3. Hocasına hürmet etmesi ve ona hizmeti vazife bilmesi,
  4. Muhtaç olmadığı zamanlarda zatî ihtiyaçlarını kendisi karşılaması. *. ( C.Sadık Ks. )

ORUCUN SAĞLIĞA FAYDALARI

OTOFAJİ

Bilim ile İslam arasındaki ilişki için çok güzel bir örnek.

Vücudumuzda bulanan hücreler besin bulamadıkları zaman kendinden daha zayıf hücreleri parçalayıp besin niyetine kullanıyorlar. Bilim dünyası bu olaya OTOFAJİ diyor. Hatta bunu keşfeden bilim adamı 39. Nobel ödülünün de sahibi oluyor. Burda çok önemli bir detay var. Otofajide hücrelerimiz kendi kendilerini değil, üretim atıklarını, yaşlanmış parçalarını, döküntülerini, arda kalan kötü niyetli kanserojen hücreleri ve toksinlerini parçalıyor ve yiyerek besleniyor.

Çevresel etkenlerden dolayı genç yaşlarda dahi vücudumuzda yaşlanmış ve hastalıklı hücre sayılarında artış olduğunu biliyoruz. Bu nedenle bütün yaşlarda olmak üzere, özellikle 40’lı yaşlardan sonra otofaji sağlığımız için oldukça önemlidir. Çünkü hücreler üretim atıklarını, yaşlanmış parçalarını enerji kaynağı olarak kullandıkları için bir tür vücut temizliği yapıyor ve doğal bir yenilenme süreci gerçekleşiyor. Şimdi gelelim kilit noktaya; OTOFAJİ olayını bulan bilim insanı, vücudun 3 gün aç ve stres altında kalması neticesinde bu olayın başladığını, 1 ay oruç tutmanın vücudumuzda bulunan toksinler ile hücre artıklarının bertaraf edilmesi anlamına geldiğini ve müslümanların tuttuğu orucun bu anlamda tam bir tedavi olduğunu belirtiyor. Tabi ki; iftar ve sahurda çok yüklenmemek kaydıyla!

İnsan vücudunu sonsuz denklemle ve kodla yaradan ALLAH(C.C)en güzelini bilir, bilim ise sadece var olanı keşfeder. ALLAH’a (C.C) emanet olunuz.

RAMAZANI ŞERİFİN FAZİLETİ

ŞEHR-İ RAMAZAN

İMAM-I RABBANİ HAZRETLERİ KIRKBEŞİNCİ MEKTUBUNDA
RAMAZAN-I ŞERİF’İN FAZİLETİ HAKKINDA ŞÖYLE BUYURMAKTADIR:

Lutf ettiğiniz kıymetli mektup, bizleri mübarek Ramazan ayında şereflendirdi.
Bunun için, bu büyük ayın üstünlüklerinden birkaç satır yazmak hatırıma geldi:
– Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. 

– Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir.

– Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları af olur. Cehennemden âzâd olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

– Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de af olur. Cehennemden âzâd olur.

– Ramazan-ı Şerif ayında, Resulullah (s.a.v), esirleri âzâd eder, her istenilen şeyi verirdi.

– Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur.

– Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

– Elden geldiği kadar ibadet etmelidir.

– Allah-ü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır.